Serra Taşköprü’den Psikiyatriye Eleştirel Bakış: “Psikiyatrist Her Zaman Haklı Mıdır?”

Avukat ve yazar Serra Taşköprü, psikiyatrist–hasta ilişkilerindeki güç dengeleri, etik sınırlar ve hasta haklarına ilişkin değerlendirmeleriyle dikkat çekti. Taşköprü, ruh sağlığı alanında güven kadar denetlenebilirliğin de önem taşıdığını belirterek, “Hiçbir otorite mutlak değildir” dedi.
Psikolojik şiddet, sessiz manipülasyon, hasta hakları ve görünmeyen zararlar üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Av. Serra Taşköprü, bu kez psikiyatrist–hasta ilişkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Psikiyatri alanının toplumdaki en güçlü uzmanlık alanlarından biri olduğunu belirten Taşköprü, bu gücün beraberinde ağır etik sorumluluklar getirdiğini ifade etti.
Psikiyatristlerin yalnızca bir hastalığı teşhis eden veya ilaç yazan kişiler olmadığını söyleyen Taşköprü, onların aynı zamanda insanların korkularına, travmalarına, sırlarına ve en kırılgan yanlarına temas ettiğini vurguladı.
“Bir insan fiziksel bir rahatsızlık nedeniyle doktora gittiğinde bedenini emanet eder. Ancak psikiyatriye başvuran kişi çoğu zaman zihnini, duygularını, geçmişini ve en özel hikâyesini emanet etmektedir. Bu nedenle psikiyatrist–hasta ilişkisi, diğer hekim–hasta ilişkilerinden çok daha hassas bir zeminde kurulmaktadır” dedi.
Güç Dengesi Tartışması
Taşköprü’ye göre psikiyatride en az konuşulan ancak en önemli konulardan biri güç dengesizliği.
Bir tarafta tanı koyma yetkisine sahip uzman bulunduğunu, diğer tarafta ise çoğu zaman yardım arayan ve kırılgan bir insanın yer aldığını belirten Taşköprü, bu durumun bazı riskleri de beraberinde getirdiğini söyledi.
“Psikiyatrist; tanı koyabilir, rapor düzenleyebilir, tedavi planlayabilir ve kişinin ruhsal durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunabilir. Bu çok büyük bir güçtür. Böylesine büyük bir gücün bulunduğu yerde ise etik sınırlar ve denetim mekanizmaları her zamankinden daha önemli hale gelir.”
Taşköprü, otoritenin varlığının tek başına sorun olmadığını ancak sorgulanamaz hale gelmesinin risk oluşturduğunu ifade etti.
“Psikiyatristler de Hata Yapabilir”
Psikiyatri alanında çalışan uzmanların da insan olduğunu hatırlatan Taşköprü, hiçbir meslek grubunun hata yapmaz kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
Psikiyatri tarihine bakıldığında bir dönem doğru kabul edilen birçok yaklaşımın daha sonra terk edildiğini belirten Taşköprü, bilimsel gelişimin zaten sorgulama üzerine kurulu olduğunu ifade etti.
“Bilim, mutlak doğruların değil, sürekli sorgulanan bilgilerin alanıdır. Geçmişte doğru kabul edilen birçok uygulamanın bugün eleştirildiğini görüyoruz. Bu nedenle hiçbir uzmanlık alanı eleştiriden ve denetimden muaf tutulamaz.”
Duygusal Bağımlılık Riski
Psikiyatrist–hasta ilişkisinde en hassas konulardan birinin de duygusal bağımlılık olduğunu belirten Taşköprü, uzun süreli ilişkilerde ortaya çıkabilecek psikolojik süreçlere dikkat çekti.
Bir hastanın zamanla psikiyatristine güven, hayranlık, bağlılık veya farklı duygular geliştirebileceğini ifade eden Taşköprü, bunun insan psikolojisinin doğal bir sonucu olduğunu söyledi.
Ancak bu noktada asıl sorumluluğun uzman tarafta bulunduğunu belirten Taşköprü, “Güç sahibi olan tarafın görevi, bu duyguları kendi lehine kullanmak değil, onları profesyonel sınırlar içerisinde yönetmektir” değerlendirmesinde bulundu.
Görünmeyen Zararlar
Taşköprü’nün üzerinde durduğu bir diğer konu ise görünmeyen zararlar oldu.
Fiziksel tıpta bazı zararların raporlar ve tetkiklerle kolayca tespit edilebildiğini belirten Taşköprü, ruh sağlığı alanında bunun her zaman mümkün olmadığını ifade etti.
“Bazı zararlar bağırmaz. Bazı etkiler yıllar sonra ortaya çıkar. Kimi zaman kişi yaşadığı sorunun ne zaman başladığını bile fark edemez. Bu nedenle ruhsal alandaki zararların değerlendirilmesi çok daha dikkatli bir yaklaşım gerektirir.”
“Güven, Denetlenebilir Güçten Doğar”
Psikiyatriye yönelik eleştirilerin mesleği hedef almak anlamına gelmediğini vurgulayan Taşköprü, amaçlarının hasta hakları ile meslek etiğinin aynı anda korunması olduğunu söyledi.
Toplumun ruh sağlığı uzmanlarına ihtiyaç duyduğunu belirten Taşköprü, güvenin sorgulanmayan güçten değil, hesap verebilir ve denetlenebilir güçten doğduğunu ifade etti.
Açıklamalarının sonunda dikkat çekici bir soru yönelten Taşköprü, psikiyatri alanında daha geniş bir tartışma çağrısında bulundu:
“Ruh sağlığını korumakla görevli sistem, hastanın ruhunu korumak için yeterince denetleniyor mu? Belki de artık tartışılması gereken asıl soru budur.”
Serra Taşköprü


