Blog
Kırıkkale’nin Delice ilçesinde Üzüm ve Kavun Festivali düzenlendi Katılımın oldukça yoğun olduğu festivalde Delice binlerce misafire ev sahipliği yaptı. İlçe stadyumunda yapılan festival, tarımsal üretime dikkat çekmekle birlikte kültürel etkinlikde ilçede yaşan vatandaşlar ve ilçe dışından gelen vatandaşlar unutulmaz anlar yaşadı. Delice meslek yüksekokulu, Delice Belediyesi ve Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen panelde,
Azaflı Sosyal Yardım ve Kültür Derneği çocukları piknikte buluşturdu. Eskisehir şube başkanı Figen Kıyaklı, şunları söyledi.”Okullar açılmadan çocuklarımıza motivasyon sağlamak maksadıyla Gürleyik şelalesine gezi düzenledik. Gürleyik şelalesinde çocuklar doğayla buluştu. Eğlencenin doruk yaptığı gezi proğramı yapılan piknikle son buldu.”diyen Figen Kıyaklı, sözlerine şu şekilde devam etti. Gezi ve piknik programında çocuklar ile birlikte oyunlar oynadık,
Söz & Müzik: Selcan Eroğlu (Nakarat) Gece mavisi gibi gözlerin Derin, suskun, uzak denizlerin Yandım, adını söylerken Kaldım sende bir yarımken (1. Kıta) Ay sessiz, yıldızlar küskün Sana çıkan yollar hep düğüm Bir hayal mi, yoksa gerçek mi Söyle, sen de özledin mi? (Köprü) Rüzgarla geldin usulca Kalbimde yankın, gözümde buharda Bir bakışın yeterdi aslında
Yine bir Tutulmanın Gölgesinde Kalan Bizler. 7 Eylül kanlı ay tutulmasının önemini yüzleşmelerimizle kendimizle hesaplaşmalarımızla karşılamaktayız. İşte zamanı geldi herkes şapkasını önüne koyup bunu düşünmeli. Gökyüzünün kararmasıyla Ay kızıl bir örtüye bürünecek. Dünyanın, gölgesinde Ay’ın yüzüne düşecek. Sorulması gereken ise biz insanlar kendi gölgemizi nereye düşürmekteyiz? Tutulmalar, sadece gökte değil, kendi içimizde de bir kapanmalar
Mükemmeliyetçilik insanı yoran bir detaydır. Her şeyin hemen olabilmesini istemek olmayınca zorlamak ,zorladıkça olabilme olasılığını düşürmek . Sabır gösterilse akışına, bırakılabilinse daha çabuk olabileceğini bilmemize rağmen biraz geciktirdiğimizi ancak sonradan anlarız. Bizi yoran en önemli hatalarımızdan biri de bu. Diğerlerine gelince. Mutlu, güçlü görünebilmek yani mış yapmak. Halbuki hayatta her şeyin karşıtı olduğu gibi mutlunun
Kimsenin iyileştiremeyeceği ama bundan sonra da yıpratamayacağı durumları onarmak yeniden inşa etmek benim için hiç de kolay olmadı. Her yara verilen her darbe beni daha da güçlü , dayanıklı ve çok sert hale getirdi. Çok zayıf çaresiz olduğum anlar olmadı mı tabii ki oldu onlar da bile benim manevi duygularımı ve tutkularımı birazcık hırsımı kendimi
DE GAZZE Sözün bittiği, tükenmişliğin kol gezdiği, yokluğun en yok olduğu, çığlıkların en çok olduğu yersin sen… Dünyanın ayıbı, müslümanların şehadetlerinin ardını alamadığı yersin sen… Çocuklarını büyütemeden, bebeklerini çocukluğa eriştiremeden, gençlerine gençliklerini yaşatamadan şehit veren, yersin sen… Anaları evlatlarına doyamadan, toprağa gömen yersin sen… Gökyüzünden sana atılan bir çuval unun bile, etrafa saçılıp toplanmaya çalışıldığı
Erdem Dalkıran:O bir ritim üstatı Erdem Dalkıran, bir ritim üstatı parmakları enstroman üzerinde harikalar yaratıyor. Usta sanatçı imaj tv den Gazeteci Nuray Gezer Koşucu”ya konuştu. “Merhabalar ben Erdem Dalkıran 1992 Kırklareli doğumluyum. Ritim çalmaya 5 yaşında başladım. Bana ritim çalmayı gösteren, öğreten ilk enstromanımı ilk alıp beni sanatla buluşturan dünyanın en iyi insanı değerli dayım
Kayseri Yamula Barajı’nda Zıpkınla balık katliamı yapıldı Kayseri Yamula Barajı’nda yabancı uyruklu bazı kişilerin zıpkın kullanarak ve limit fazlası katliam yaparak balık avladığı yönünde iddialar gündeme gelmiştir. Konuya ilişkin olarak sosyal medya ve yerel kaynaklarda paylaşılan görüntülerde, bahse konu kişilerin barajda yasa dışı yöntemlerle balık avladıkları öne sürülmektedir. Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından
Sıcaklarda Serin Kalmanın Sanatı” Bu yaz hava sıcak gibi değil, adeta sobanın içindeyiz. Gölge bile kendini güneşe atmaya utanıyor. Ama insan aklı varsa çare de bulur, ferahlığı da… İlk kural: su, su ve yine su. “Su, her şeyin anasıdır.” diyor Pisagor. Bedenin de ruhun da suya ihtiyacı var. Limonlu su, reyhanlı buz, gül aromalı içecekler…
— “Küllerinden Utanan İnsanlık” Canım çok yandı… Sadece ağaçlar değil, ben de tutuşup yandım. Sadece kuşlar değil, içimdeki umut da kanat çırpamadan göğe uçtu. Bir orman yandı. Oysa ormanlar sadece ağaçtan ibaret değildir; orman, sessizce dua eden bir yaşam mabedidir. Ve biz o mabede ihanet ettik… Victor Hugo der ki: “Doğa bir tapınaktır; orada her
Duygu eksikliği olacaksa evliliğin anlamı ne? Heyecanın ilgin gitgide azalacak sıradan hale gelecekse evliliğin anlamı ne? Kendinin de Sıradan hale gelecek önemsemeyecek ötekileşeceksen evliliğin anlamı ne? Sorumluluğun daha da artacağını kendi benliğinden uzaklaşacağını biliyorsan evliliğin anlamı ne? Eskisi gibi ilgilenilmiyorsan sevgi’nin sıradan hale gelmesini biliyorsan evliliğin anlamı ne? Artık konuşmanın bile olmadığı bir ortamlara katlanıyorsan
Hikayemizde ilerlerken hayatlarımız Navigasyonlar gibi yolumuzu gösterir. Rotamız biraz şaştığında yeni bir rota oluşturmamıza sebep olur onu da kaçırırsak alternatif bir rota. Navigasyon Hiçbir zaman demez ki neden yolu anlamıyorsun aptalmısın sen diye. Hayat bunu demez birkaç kez denemene müsaade eder sonra nasıl hak ediyorsan öyle gösterir. Hayatı da navigasyon gibi yaşıyoruz neresini gösterirse orada
Hayvan sevgisi Kaldırım kenarında sakince uzanmıştı, başı betona hafifçe yaslanmış, gözleri yarı kapalıydı — sanki nihayet uykuya teslim olmuş gibiydi. Ama uyumuyordu. Gerçek çok daha acıydı: Hayatta kalmaya çalışmaktan artık bitap düşmüştü. Minik bedeni, her ne kadar siyah, turuncu ve beyaz harika beneklerle kaplı olsa da, artık acısını gizleyemiyordu. Yanından geçen her araba, kaldırım taşlarını
FARKLIYIZ DİYE DÜŞMAN MI OLMALIYIZ? Birbirimize tahammülümüz neden bu kadar azaldı? Eskiden aynı sofrayı paylaşan, farklı düşünceleri dinleyip saygı duyan insanlar, bugün sosyal medyada birbirine tahammül edemez hale geldi. Hoşgörünün yerini öfke ve saygısızlık sabrın yerini ön yargı aldı. Peki, neden? Toplum olarak dinlemiyoruz. Anlamaya değil, karşı çıkmaya odaklanıyoruz. Biri farklı düşündüğünde onu düşman bellemek
Biz ne zaman bu kadar duyarsız, insafsız olduk Bir bilen var mı.Duygularımız nasıl bu kadar köreldi Bir annenin hasta olan oğlu için yalvarışlarına. En azılı canilerin bile dışarıda olup özgürce dolaşmalarına ve hala suç işlemelerine karşılık böyle insanların içeride oluşları hiç can yakmıyor mu. Bırakın koltuk sevdasını bu dünyadan götüreceğiniz üzerinizdeki sizi kapatacak kadar örtü.
Ankara Göktürklerspor teknik direktörü: Cömert başarılarınızın bir yenisini eklemek istiyoruz Ankara Göktürklerspor U13 takımı teknik direktörü Mert Cömert, “U 13 yaş grubunda en önemli kriter genç oyuncuların futbolu öğrenirken keyif almaları ve gelişimlerini sürdürebilmelerini sağlamak istiyoruz.” diyen. Cömert sözlerine şu şekilde devam etti. “Bizim hedefimiz, sadece sahada başarılı olmak değil, Uluönder Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ben
“SUSMAK, HUYLARIN EFENDİSİDİR!” Nihayet biraz soluklanmak için bulduğum kısa aralıkta her nedense senelerdir yolumu bir türlü uğratamadığım Gürcistan’a çevirdim rotamı. Avrupa, Ortadoğu, güzelim Balkan diyarları ve hatta Afrika’ ya kadar ayak basmışlığım oldu da bir adım ötemdeki mesafeye gitmek hep “Sonra giderim’lere” kalmıştı. Yoğun çalışma temposunun verdiği yorgunluktan olsa gerek kısa bir uçuşu ancak kesti

