Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Kurban Bayramı’nın Birlik ve Sağduyu ikliminde; Hukuka Saygı,Demokrasiye Güvendir.

23 saat önce
15 kez okundu
Kurban Bayramı’nın Birlik ve Sağduyu ikliminde; Hukuka Saygı,Demokrasiye Güvendir.

Türkiye’de siyasetin giderek daha sertleştiği, her hukuki sürecin siyasi gözlüklerle değerlendirildiği bir dönemde, en çok ihtiyaç duyduğumuz şey sağduyu ve hukuk devletine bağlılıktır. Özellikle yüksek yargı ya da mahkemeler tarafından verilen kararlar söz konusu olduğunda, beğenelim ya da beğenmeyelim, hukuk düzeninin sürdürülebilmesi için temel ilke; kararların meşruiyetini kişisel siyasi kanaatlere göre değil, anayasal sistem içinde değerlendirmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili gündeme gelen “mutlak butlan” tartışmaları da tam olarak bu çerçevede ele alınmalıdır. Bir mahkeme kararını yalnızca siyasi sonuçları üzerinden okumak, hukuk devletinin ruhuna zarar verir. Eğer bir ülkede bağımsız ve tarafsız yargının varlığına inanıyorsak, o halde hoşumuza gitmeyen kararlar karşısında da aynı ilkesel tutarlılığı göstermek zorundayız.
Demokrasilerde yargı kararları eleştirilebilir. Hatta sert biçimde tartışılabilir. Ancak eleştiri ile yargının topyekûn itibarsızlaştırılması arasında çok ciddi bir fark vardır. Mahkemenin verdiği her kararı “siyasi operasyon” diye nitelendirmek, uzun vadede toplumsal güven duygusunu aşındırır. Bu durum yalnızca iktidarı ya da muhalefeti değil, devletin bütün kurumsal yapısını zedeler.
Bugün CHP hakkında verilen bir kararı yok saymayı savunan anlayış, yarın başka bir siyasi yapı lehine verilen kararı da tanımama noktasına gelir. Hukuk düzeni ise seçici sadakatle değil, evrensel kurallarla ayakta kalır. Hukuk; kişilere, partilere veya dönemsel siyasi dengelere göre eğilip bükülmeye başladığında, ortaya çıkan tablo demokrasi değil, kaos olur.
Bu nedenle mesele CHP meselesi değil; Türkiye’de hukuk devletinin geleceği meselesidir. Tarafsız ve bağımsız yargının verdiği kararların, hukuk yolları tüketilmeden peşinen gayrimeşru ilan edilmesi doğru değildir. Hukuka inanıyorsak, süreçlerin tamamlanmasını beklemeli; kararlara karşı mücadele varsa bunu yine hukuk içinde yürütmeliyiz.
Unutulmamalıdır ki güçlü demokrasiler, yalnızca seçimlerle değil; kurumlara duyulan güvenle yaşar. Mahkeme kararlarını sadece işimize geldiğinde meşru görmek, hukuku ilke olmaktan çıkarıp araç haline getirir. Türkiye’nin ihtiyacı olan ise tam tersidir: Kurumların güçlendiği, hukukun herkes için bağlayıcı olduğu ve siyasi reflekslerin değil adalet duygusunun öne çıktığı bir düzen.
Bugün sağduyuya düşen görev; sokak diliyle değil hukuk diliyle konuşmak, öfkeyle değil anayasal çerçeveyle hareket etmektir. Çünkü hukuk devleti ancak böyle ayakta kalabilir.

Hüsnü Karabulut

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.