Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

SESSİZ AŞK TERAPİSİ NEYİ ANLATIYOR VE NEYİ AMAÇLIYOR?

2 hafta önce
74 kez okundu
SESSİZ AŞK TERAPİSİ NEYİ ANLATIYOR VE NEYİ AMAÇLIYOR?

 

Sessiz Aşk Terapisi: Terapi Odasında Sessizce

Filizlenen Karşılıklı Bir Bağımlılığın Anatomisi

Psikoterapi dünyasının en kırılgan sınırlarından birine ışık tutan Sessiz Aşk Terapisi, terapötik ilişkinin duygusal zeminde nasıl sarsılabileceğini çarpıcı bir dille anlatıyor. Yazar Serra Taşköprü, akademik denemesinde terapi sürecinde bastırılan duyguların, etik çizgilerle örülü bir ilişkide nasıl sessizce filizlendiğini gözler önüne seriyor.

Eser, terapi odasının dışarıdan “iyileştirme alanı” olarak görünen atmosferinin, aslında bir güç dengesi üzerine kurulu olduğunu hatırlatıyor. Bir tarafta bilgisi, otoritesi ve profesyonelliğiyle psikiyatrist; diğer tarafta kırılganlığı, çaresizliği ve iyileşme arzusu ile hasta yer alıyor. Bu denge bozulduğunda ise terapi olmaktan çıkan süreç, duygusal bir istismar alanına dönüşüyor.

Tam da bu kırılma noktasında doğan Sessiz Aşk Terapisi, görünürde profesyonel bir ilişki devam ederken derinlerde kök salan duyguların sessiz yükselişini anlatıyor. Dışarıdan hiçbir şey yaşanmıyor gibi görünürken, içeride hasta sevildiğini sanıyor; psikiyatrist ise “kontrolü elinde tuttuğunu” düşünüyor. Ama gerçekte terapi odası, bir duygusal bağımlılık laboratuvarına dönüşüyor.

Serra Taşköprü, kitabında bu sessiz çatışmayı sadece bir bireysel hikâye olarak değil, psikoterapi dünyasındaki etik ihlallerin, sessiz manipülasyonların ve duygusal suistimallerin bir yansıması olarak ele alıyor.

Eser, terapötik ilişkinin sınırlarının ne kadar ince olduğunu, “sessizlik” kavramının bir terapi tekniği olmaktan çıkıp bir istismar biçimine dönüşebileceğini sorguluyor.

Okur, Sessiz Aşk Terapisi ile yalnızca bir hasta ve psikiyatrist hikâyesine değil; insanın en savunmasız hâline, sessizliğin en yüksek sesle yankılandığı bir yüzleşmeye tanıklık edecek.

 

 

Yazar Serra Taşköprü’nün Kaleminden: Gerçek hayattan uyarlanan; “Sessiz Aşk Terapisi” çok yakında okurlarıyla buluşuyor!

 

Hukukçu ve yazar Serra Taşköprü, terapi ilişkilerindeki etik sınırları, sessiz manipülasyonları ve duygusal istismar dinamiklerini çarpıcı bir biçimde ele aldığı yeni eseriyle edebiyat severlerin, akademik yönüyle de uzmanların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Gerçek bir olaydan esinlenerek kaleme alınan Sessiz Aşk Terapisi, bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasını anlatıyor.

Taşköprü, eserinde terapist–danışan ilişkisinin karanlıkta kalan yönlerini mercek altına alıyor. Kitapta, bir psikiyatrist ile hastası arasında gelişen ve giderek duygusal travmalara dönüşen bir sürecin anatomisi anlatılıyor. Hikâye, sadece iki kişi arasındaki duygusal bağı değil; aynı zamanda bu bağın etik, psikolojik ve profesyonel sınırlar içinde nasıl bir sessiz şiddete dönüşebileceğini sorguluyor.

Yazar, bu anlatının bir “aşk hikâyesi” olmadığının altını çiziyor. Aksine, terapistleri ve danışanları olası suistimallere karşı farkındalık kazandırmayı hedefleyen bir terapi deneyimi olarak aktarılan Sessiz Aşk Terapisi, terapi odasındaki sessizliklerin ardındaki nedenleri, terapistin “sessiz aşkı mı” yoksa “sessiz şiddeti mi” yaşattığını sorguluyor.

Kitapta yer alan kadın karakter, bir psikiyatrik sorun nedeniyle başvurduğu psikiyatristle sadece muayene olarak altı yıl süren bir süreçten geçiyor. Bu süre boyunca güven, bağlılık ve saygı üzerine kurulu bir ilişki sürerken; bir gün farkında olmadan gelişen duygular, sürecin yönünü tamamen değiştiriyor. Kadının duygularını dürüstçe ifade edip veda etmesiyle birlikte başlayan sessiz çatışmalar, zamanla ağır bir psikolojik sarsıntıya dönüşüyor.

Eser, terapötik ilişkideki güç dengesizliklerini, etik ihlalleri ve sessiz manipülasyon biçimlerini derinlemesine sorguluyor. Taşköprü, bu hikâye aracılığıyla şu çarpıcı soruları gündeme getiriyor:

“Bir terapistin sessizliği, mesleki bir duruş mu yoksa duygusal bir kaçış mı?”

“Danışanın hisleri gerçekten yanılsama mı, yoksa bastırılmış bir gerçeğin yansıması mı?”

Yazar, Sessiz Aşk Terapisi ile yalnızca bireysel bir hikâyeyi değil, terapötik dünyanın içsel çelişkilerini, toplumun ‘hasta–uzman’ hiyerarşisini ve sessiz şiddetin görünmeyen yüzünü de gözler önüne seriyor.

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Sessiz Aşk Terapisi, etik ihlallerin duygusal sonuçlarını sarsıcı bir anlatımla ele alırken, okuyucuya “terapi neden bazen iyileştirmez, aksine daha derin yaralar açar?” sorusunu da sorduruyor.

Serra Taşköprü’nün çarpıcı kalemiyle kaleme aldığı Sessiz Aşk Terapisi, çok yakında raflarda yerini alarak, insan ruhunun sessiz çığlıklarına ışık tutacak.

 

SERRA TAŞKÖPRÜ, PSİKİYATRİST PROF. DR. KAAN KORA’YA TEŞEKKÜR EDEREK BİR DAHA BÖYLE VAKALARIN YAŞANMAMASI UMUDUNU TAŞIYOR…

 

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.