MEVLA KANAR MI BUNLARA?

Bu kulaklar neler duydu neler…
Bu gözler neler gördü…
Ya düşünmek üzerine yaratılmış beynim? Garibim en çok da o yoruldu; duyduğu, gördüğü, tanık olduğu saçmalıkları idrak etmeye çalışırken.
Saçmalık demişken gerçek bir saçmalıktan bahsediyorum. Trajikomik!
Hal böyle olunca sözde buluşun nasıl ticarete döküldüğünü kaleme almak istedim köşe yazımda.
Asrımızın buluşu!
Dahilikte gelinen son nokta!
Zekanın zirve yapmış hali!
“Yanmaz Kefen”
Doğru okudunuz, yanmayan -yanmaz- kefen icadı ve birtakım yurdum insanın da kapış kapış satın alarak, cehennemde yanmamayı garantilemesi!
Ve pek tabii insan-ı kamilin sözüm ona öbür taraftaki kurtarıcısı olan bu ürünün (bez parçasının) satıcısını zengin etme halleri!
Yok satıyor efendim! Yok satıyor.
O yok sattıkça ben de burada
Hani akıl,
Hani fikir,
Hani zeka,
Hani iman,
Hani inanç,
Hani tevekkül,
Hani bilim,
Hani ilim,
Hani, hani, hani….diyerek bir sürü sorgulama içine giriyorum.
Yanlış anlaşılmasın kimsenin ekmeğinde, kazancında, gelirinde zinhar ne gözüm var ne de fesatlık yapacak karaktere sahibim.
Hatta tam aksine Yaratıcım çalışana, üretene, çabalayana, emek verene, alın teri dökene katre katre, gani gani, fazla fazla versin diye dualar ederim her zaman.
Ama bu kadarına da pes!
Satana da pes, alanlara da pes!
Cehaletin de bir sınırı vardır.
Yazmayayım diyorum, yine de bu tarz akıl dışı saçmalıkları okuyunca, duyunca, görünce ne kalemime söz geçirebiliyorum ne de kendime.
Eyyy “Yanmaz Kefen” alıcıları (müşterileri) madem o kadar çok düşünüyorsunuz öbür tarafı ve madem cennet ve cehennemin imanın şartlarından biri olduğunu kabul ediyorsunuz da, o halde öbür tarafın kor alevlerinde yanmayacak ameller işlemeyi hiç mi düşünmüyorsunuz bu alemde?
Bir bez parçasından medet umacağınıza, cennet ehlinden olma ihtimaliniz için bu dünyada çabalamak hiç mi gelmiyor aklınıza?
Niyetlerinizi, davranışlarınızı, kalplerinizi, sözlerinizi, yaşam tarzınızı…kısacası aldığınız nefesi bile cennete gidebilme ihtimali üzerine inşa edin o halde.
Zira kendinden, yaptıklarından şüphesi olmayan ve nihayetinde bütün bunların karşılığında takdiri Yaratıcıya bırakacak kadar tevekkül sahibi iseniz zaten korkmanıza gerek yoktur.
Ancak “kişi kendini bilir” misali pek de makbul niyet, amel ve yaşam düzeninin içinde değilseniz bir bez parçasından medet ummak olsa olsa ahmaklık olur.
Bu arada bilmeyen okurlarım için hemen söylemeliyim ki “Yanmayan kefen” normal kefenin 5-6 katı fiyatına alıcı buluyor.
Hasılı birileri zengin olurken, diğerleri akıllarınca kendilerini öbür taraf için garantiye alıyor!
Güzel ülkemde bunları görünce esas satılması gerekenin akıl olduğunu düşünüyorum. Hem de öyle bir satılsın ki, en lüks mağazalardan tutun da pazar tezgahlarında bile “Koşan Ürün” haline gelsin akıl.
Yoksa biz daha çooook kendimizi kandırmaya devam ederiz, diyor ve Ömer Hayyam’ ın meşhur sözüyle yazımı noktalıyorum;
“İçin temiz olmadıktan sonra, Mevla kanar mı bunlara?”
Esen kalın.
Selin Işıl


