“GELECEK EVDEN BAŞLAR”

Bir ülkenin geleceği, yalnızca sahip olduğu kaynaklarla değil, yetiştirdiği nesillerin karakteriyle, vicdanıyla ve değerleriyle şekillenir. Çünkü yarının doktorları, öğretmenleri, bilim insanları, yöneticileri ve vatanını omuzlarında taşıyacak bireyleri bugünün çocuklarıdır.
Annelik… Bir çocuğun ilk nefesiyle başlayan, ömür boyu kalpte devam eden tarifsiz bir yolculuk. Bir annenin evladına duyduğu sevgi, dünyadaki en güçlü bağlardan biridir. Bir çocuğun ateşlendiği gece sabaha kadar başında bekleyen, onun gözünden akan bir damla yaşla içi sızlayan, mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan anneler vardır. Evlat sevgisi, insanın yüreğine hem en büyük sevinci hem de en derin sorumluluğu yükler. Ancak sevgi, yalnızca korumak ve kollamak değildir; doğruyu öğretmek, gerektiğinde sınır koymak ve bir gün kendi ayakları üzerinde durabilecek bir insan yetiştirmektir.
Herkes çocuk sahibi olabilir; fakat anne baba olmak, yalnızca biyolojik bir bağın değil, büyük bir sorumluluğun adıdır. Çocuk dünyaya getirmek bir başlangıçtır, asıl mesele o çocuğun ruhuna, karakterine ve vicdanına dokunabilmektir. Bir çocuğun karnını doyurmak kadar kalbini doyurmak, okul ihtiyaçlarını karşılamak kadar düşüncelerini dinlemek, geleceği için maddi imkânlar sunmak kadar ona ahlaki değerler kazandırmak da önemlidir.
Çocuklarımız yalnızca bizim evlatlarımız değil, aynı zamanda toplumun ve ülkemizin geleceğidir. Onlara sevgiyi öğretemezsek merhameti, sorumluluğu öğretemezsek adaleti, saygıyı öğretemezsek birlikte yaşama kültürünü nasıl geliştirebiliriz? Bir çocuğun evinde gördüğü davranış, çoğu zaman hayatına tuttuğu ilk aynadır. Anne babasının birbirine saygı duyduğunu gören çocuk saygıyı, dürüstlüğü yaşayan bir ailede büyüyen çocuk dürüstlüğü, emeğin değerini bilen bir evde yetişen çocuk çalışkanlığı öğrenir.
Peki, doğru ebeveyn olmak için nereden başlamalıyız?
Öncelikle çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçmeliyiz. Her çocuk kendine özgüdür ve her birinin keşfedilmeyi bekleyen farklı yetenekleri vardır. İkincisi, çocuklarımızı gerçekten dinlemeliyiz. Bazen bir çocuğun ihtiyacı nasihat değil, yargılanmadan anlatabileceği güvenli bir ortamdır. Üçüncüsü, sözlerimizle davranışlarımız arasında tutarlılık olmalıdır. Dürüstlüğü anlatırken yalan söylememeli, saygı beklerken saygısız davranmamalıyız. Dördüncüsü, sevgimizi başarıya, notlara veya itaat etmeye bağlamamalıyız. Çocuğumuz hata yaptığında onu aşağılamak yerine hatasından ders çıkarmasına yardımcı olmalıyız. Ve en önemlisi, onunla her gün kısa da olsa nitelikli zaman geçirmeli, sevgimizi sözlerimizle ve davranışlarımızla hissettirmeliyiz.
Unutmayalım ki çocuklarımızı yalnızca bugünün şartlarına göre değil, yarının dünyasına hazırlamalıyız. Onlara sorgulamayı, düşünmeyi, sorumluluk almayı, farklılıklara saygı duymayı ve gerektiğinde haksızlığın karşısında durmayı öğretmeliyiz. Çünkü iyi bir gelecek, yalnızca başarılı insanların değil; vicdanlı, adaletli ve ahlaklı insanların omuzlarında yükselir.
Bir annenin evladına bıraktığı en büyük miras mal varlığı değil, karakteridir. Bir babanın çocuğuna verebileceği en kıymetli hediye ise güven, sevgi ve örnek bir duruştur.
Geleceği değiştirmek istiyorsak çocuklarımızı yetiştirme biçimimizi önemsemeliyiz. Çünkü güçlü aileler, bilinçli ebeveynler ve sevgiyle büyüyen çocuklar, güçlü bir toplumun temelidir.
Bugün bir çocuğun kalbine ektiğimiz sevgi, yarın bir ülkenin vicdanında filizlenecektir. Ve belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Biz çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakacağımızı düşünürken, onları o dünyayı güzelleştirecek insanlar olarak yetiştirebiliyor muyuz?
Bir Çocuğu Dünyaya Getirmek Kolay, Geleceğe Hazırlamak Büyük Bir Sorumluluktur
Merih NEBİOĞLU
Aile Danışmanı
Profesyonel Yaşam Koçu


