EMELCE’DEN HAYATA DAİR CEMİLE — 3. BÖLÜM

EMELCE’DEN HAYATA DAİR
CEMİLE — 3. BÖLÜM
Evet… Çocuğunu, kocası olmadan tek başına kucağına almak kısmet olmuştu Cemile’ye.
Sancıları başlayınca ebe Nezahat Hanım’ı çağırdılar. Doğum oldukça zor geçiyordu. Cemile, sancılar içinde saatlerce kıvrandı.
Ama sonunda…
Nur topu gibi, maviş gözlü Aliye’si dünyaya geldi.
Cemile ağlıyordu. O kadar sert ve katı olan kayınvalidesi bile duygulanmış, torununu kucağına alıp öpüp koklamıştı.
Yorgunluktan bitap düşen Cemile, sonunda uyuya kaldı.
Bebeğinin ağlama sesiyle gözlerini açtığında Aliye, kayınvalidesinin kucağındaydı.
Cemile’nin içinde buruk bir özlem vardı.
Kocasının da yanında olmasını, bu büyük heyecanı birlikte yaşamayı çok istemişti.
Ama Hikmet’in ne zaman izne geleceğini bilmiyordu.
Bundan sonra hayatı; çocuğu, kayınvalidesi ve yolunu gözlediği kocasıyla geçecekti.
Sanki kayınvalidesi torununu gördükten sonra biraz yumuşamıştı. Eski despotluğu azalmıştı ama kaprisleriyle Cemile’yi yine de bunaltıyordu.
Günler, aylar geçti.
Bir sabah kapı hızlı hızlı çalmaya başladı.
Cemile fırlayıp kapıyı açtı.
Karşısında asker kıyafetleriyle Hikmet duruyordu.
Hasretle kucaklaştılar.
Fakat Hikmet’in annesi de gelince evin havası bir anda değişti.
Hikmet, kızını kucağına aldı. Uzun uzun sevdi.
Sonra gülümseyerek:
“Bu kız oldu… Ama ben bir de erkek çocuk bekliyorum.” dedi.
Hikmet bir hafta izin almıştı.
Ama o bir hafta, Cemile’ye sanki göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi geldi.
Ve yine ayrılık vakti gelmişti.
Askerliğinin bitmesine yedi ay kalmıştı.
Hikmet’in annesi oğluna dönüp:
“Bir an önce bitir de ben de evime döneyim. Babanı çok ihmal ettim.” dedi.
Bu söz bile Cemile’ye umut vermişti.
Nihayet gidecekti.
“Yedi ay nedir ki?” diye düşündü.
Göz açıp kapayıncaya kadar geçerdi.
Ama Cemile’nin bilmediği bir şey vardı…
Yeniden hamile kalacaktı.
Hikmet gittikten sonra hayat yine eski rutinine döndü.
Ta ki bir sabah midesi bulanmaya, başı dönmeye başlayana kadar…
Kayınvalidesi onu doktora götürmekte ısrar etmiyordu.
“İlkinde nasıl doğurduysan, bunu da öyle doğurursun.” diyordu.
Sonunda eve gelen ebe Nezahat Hanım, Cemile’nin yeniden gebe olduğunu söyledi.
Bu haber Cemile’nin içine büyük bir korku saldı.
Zaten narin bir yapısı vardı. Doğru dürüst beslenemiyor, hamileliği de hiç iyi geçmiyordu.
Kayınpederinin gönderdiği parayla geçinmeye çalışıyorlardı.
Yine de Cemile’nin içinde bir umut vardı.
Hikmet askerliğini bitirince eski işine başlayacaktı.
Belki bundan sonra her şey daha güzel olacaktı.
Cemile’nin kimsesi yoktu. Kendini çoğu zaman yalnız ve çaresiz hissediyordu.
Ama Allah’tan komşuları çok iyiydi.
Bir de nur topu gibi, dünyalar güzeli Aliye’si vardı.
Karnındaki bebeğini düşünerek:
“İnşallah bu sefer erkek olur…” diye geçirdi içinden.
Göz açıp kapayıncaya kadar yedi ay daha geçmişti.
Nihayet Hikmet askerliğini bitirip eve dönmüştü.
Kayınvalidesi de köyüne dönmüştü.
Cemile mutluydu.
Artık çocuğu ve kocasıyla ilgilenebilecekti.
Belki de hayat, bundan sonra onlar için bambaşka olacaktı…
Ama Cemile’nin önünde daha neler vardı, bunu henüz kimse bilmiyordu.
Yarın hikâyemizde gelişmeleri takip edeceğiz…
EMELCE’den şimdilik bu kadar.


