Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

“SUÇU DEĞİL VİCDANI BÜYÜTMEK: ÇOCUK YETİŞTİRMENİN GERÇEK GÜCÜ”

1 ay önce
288 kez okundu
“SUÇU DEĞİL VİCDANI BÜYÜTMEK: ÇOCUK YETİŞTİRMENİN GERÇEK GÜCÜ”

Bir toplumun huzuru yalnızca yasalarla, cezalarla veya güvenlik önlemleriyle korunmaz. Asıl güven, insanların kalplerinde taşıdığı vicdanla sağlanır. Vicdanlı bireyler yetiştiren toplumlar daha huzurlu, daha güvenli ve daha umut dolu olur. Bu nedenle suça sürüklenen çocukları yalnızca bir sorun olarak görmek yerine, onların yetiştiği ortamı ve özellikle aileyi anlamak gerekir. Çünkü bir çocuğun karakterinin temeli en önce evde atılır.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde iyi ya da kötü değildir; o yalnızca öğrenmeye açık bir kalptir. Onun ilk öğretmenleri ise anne ve babasıdır. Çocuklar söylenen sözlerden çok, gördükleri davranışlardan etkilenirler. Evde sevgi, saygı, empati ve merhamet varsa çocuk bunları içselleştirir. Ama öfkenin, ilgisizliğin ve sevgisizliğin hâkim olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, çoğu zaman bu duygularla baş etmeyi bilemez. Bu durum zamanla öfkeye, kırgınlığa ve bazen de suça sürüklenmeye kadar giden bir yol açabilir.
Vicdanlı bir çocuk yetiştirmenin ilk şartı, çocuğun kendini değerli hissetmesidir. Sevildiğini bilen bir çocuk başkasının kalbini kırmaktan çekinir. Çünkü kendi kalbinin değerli olduğunu öğrenmiştir. Ona sabırla yaklaşan, hatalarında bağırmak yerine konuşan bir aile, çocuğa empatiyi öğretir. Böyle bir çocuk başkasının acısını fark edebilir, bir canlıya zarar vermekten rahatsız olur ve adalet duygusu gelişir.
Merhamet de tıpkı vicdan gibi öğrenilen bir değerdir. Bir çocuğun sokaktaki bir hayvana su vermesi, yaşlı birine yardım etmesi ya da arkadaşını üzmemeye çalışması tesadüf değildir. Bunların hepsi küçük yaşlarda verilen örneklerle oluşur. Anne babanın çevresine karşı saygılı davranması, ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi ve başkalarının duygularını önemsemesi çocuğun karakterine sessizce işlenir.
Bunun yanında çocuklara sınır koymak da sevginin bir parçasıdır. Sınırları olmayan bir çocuk sorumluluk duygusunu geliştirmekte zorlanır. Kuralların neden var olduğunu anlayan bir çocuk ise doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğrenir. Böylece dış denetimden çok iç denetimi gelişir. Yani onu doğru davranmaya zorlayan şey korku değil, kendi vicdanı olur.
Toplumun geleceği aslında bugün evlerde büyüyen çocukların kalplerinde şekillenmektedir. Eğer biz çocuklara yalnızca başarıyı, rekabeti ve kazanmayı öğretirsek güçlü bireyler yetiştirebiliriz ama vicdanlı insanlar yetiştiremeyiz. Oysa gerçek güç merhametle birleştiğinde anlam kazanır.
Vicdanlı çocuklar yetiştirmek yalnızca ailelerin değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Öğretmenler, komşular, akrabalar ve toplumun her bireyi çocukların dünyasına dokunur. Onlara güvenli, sevgi dolu ve adil bir ortam sunulduğunda çocuklar da bu değerleri büyüdüklerinde yaşatırlar.
Sonuç olarak, suçla mücadele yalnızca mahkemelerde değil, aslında evlerin içinde başlar. Bir çocuğun kalbine sevgi, merhamet ve adalet duygusu ekildiğinde o çocuk büyüdüğünde toplumu koruyan görünmez bir güç hâline gelir. Çünkü vicdanlı bir insan, başkasına zarar vermeden önce kendi kalbinin sesini duyar. Ve işte o ses, toplumun gerçek güvenliğidir.
Merih NEBİOĞLU

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.