Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Özbekistan’lı Nefise İsmailova, Ankara’da ki Başarısı

2 saat önce
51 kez okundu
Özbekistan’lı Nefise İsmailova, Ankara’da ki Başarısı

Günümüzde farklı ülke vatandaşlarının dünyanın çeşitli bölgelerinde, tüm insan adımı yetecek yerlere uzanıp göç etmesi, çalışması, seyahat ve ticari faaliyetlerde bulunması, hayatını bir nebze ileri taşımak için yaşam mücadelesi vermesi sıradan bir durum haline gelmiştir.

Kimi buna sorun, çözüm bulunması gereken büyük bir problem diye, kim mecburiyetten der, kimi insanlık hâli diye insani gözle bakar.

Hatta gurbetçiyi “insan” yerinde görmeyen bakış açısına sahip “varlıkların” yaptıklarını de gördük. (Umuda yolculuğa çıkan göçmenleri denizde ölüme terk edildiği gibi)
Göçmen ne, insanı kamil dediğimiz karıncayı öldürmeye acırken, kendi ülkesinde kadın, çocuk demeden katliamları dünya sessiz izleyecek kadar âciz hâle gelmiş durumda..

Küresel sorunlar,
ve insanların dünyaya bakış açısında değişimlerin getirdiği göç ve gurbet yollara düşmenin hızla geniş yer alması 21. yüz yılın en belirgin değişimlerinden biri olduğunu söylemek, abartı olmaz.

Devletlerin kendi vatandaşlarını her yerde hak ve hukukunu korumak, arkasında durmak, iyi imkanlar sağlamaya çalışmak, bu yolda en adil diplomasisini yürütmek yükü düşer üzerine.
Özbekistan hükümeti de dünyanın türlü ülkelerinde olduğu gibi Türkiye ile de diplomasisi, uluslararası ilişkiler alanında yoğun işler yürütüyor. İleri sürülen çalışmalar, vatandaşlarına birey olarak gösterilen ilgi, haklarının korunması ve güvence altına alınmasına yönelik iş birlikleri vatandaşlar bugünü ve geleceği için önemli ve ehammiyetlidir. Türkiye’de bulunan Özbekistan vatandaşlarının Türk kanun ve yasalarına uyması, saygı göstermesi konusunda her zaman ilgili makamlar tarafından hatırlatılır. İki ülke temsilcilerinin yürüttüğü iş birlikleri, Türkiye ve Özbekistan, her iki ülkede çalışan vatandaşların sosyal güvenlik ve emeklilik haklarını koruyacak ortak bir mekanizma, anlaşma için attığı adımlar, müzakereler hepimizi sevindirdi.
Özbekistan’da tatil ve iş faaliyetinde bulunan Türkler kendini özgür ve güvende his ettiğini biliyor olduğumuz kadar Türkiye’deki Özbekler fikrini sorduğumuzda da okumak ve çalışmak gibi faaliyetinde sıcak kanlı, merhametli iş verenler sayesinde kendi hane halkı gibi gören ailelerde çalışıyor olduğunu, sevilip, sayıldığı için bir-birlerine alıştığını, şu sebep yabancılık çekmediğini ifade ettiler.
Özbekistan’dan gelip Ankara’da bulunan bir ailenin hayalleri, planları ve zorlu yolculuğu, bu yolda verdiği çaba, mücadele örneğinde binlerce vatandaşlarımızın acısını ve sevincini, kaderi ve gönlünden geçtiklerini his etmiş gibi oluyoruz…
Nefise İsmailova 2018 yılında ailesiyle birlikte ilk defa adım atıp Türkiye’ye geldiğinden bu yana günün birinde vatanından uzak, Ankara gibi bir yerde kendi iş yerine sahip olacağını, bir iş kadını olacağını kendisi de tahmin etmiyordu.
Aslında, bu onun yüreğinin en derinlerinde yüksek arzu, bir hayal olarak vardı hep. En önemlisi, bu yolda vaz geçmeden attığı bir adım, azim, kat’i niyet ve çaba vardı.
Ta okulda öğrenciyken Özbekistan’ın Andican bölgesinde okumak beraberinde dikiş işlerini, kendi modelleri çizimlerini tasarlayıp, meslek hayatına başlayan Nefise çoktan “terzi kız” olarak tanındı. Meslek lisesini tamamlayıp, gelin olarak gittiği evde sevdiği işini kaynanası ile birlikte devam ettirdi. Evde işletme işiyle birlikte, dikiş, tasarım kurslarında gençlere mesleki sırlarını öğretti. Ailede eş, gelin ve Anne olmakla birlikte, kendi işinin ustası olarak tecrübesini artırmaya, yükseltmeye devam etti.
Türkiye’ye geldikten sonrada terzi dükkanlarında çalıştı. Zaten yakın olan Türk örf ve âdetleri, dili, medeniyeti beraberinde, hanımlar tarafından tercih edilen, ilgisini çeken, sevilen tarzları, bu günün giyim kuşağını öğrendi. Öğrendikçe, hem milli hem modern özbek ve türk kıyafetlerini kendi modelleri boyunca tasarlamaya ilham aldı. Önce hayalinde canlanan, sonrada uzun yıllar boyunca birikmiş tecrübe, pes etmeden verilen emek ve çabalar sonucunda birer- birer güzel elbise, abiyeler yaratıldı. Nihayet, arzuları gerçekleşti: 2025 yılında Ankara’da yetişmesi çok uzaklarda görünen bir yerde kendi imalat terzilik dükkânını açtı. “Nur Bridal House ” adını alan iş yerinde hizmet vermeye başladı. Kısa sürede kendi müşterilerine sahip olmaya ve onların hürmet, itibarını kazanmaya başladı. Kadın ve genç kızların en mutlu günlerine, unutulmaz anlarında üzerinde olmasını arzu eden, istenilen elbiseler, gelinlik kıyafetleri bulunduran meskenlerden biri hâline geldi.
Yıllar önce evinden gurbete, misafirliğe giderken, pasaportu ile yanına aldığı , ,,cebine saldığı” nereye giderse kendi ile taşıyabileceği – mesleği vardı, sadece. Şimdi, onun ardından iş kadını olabildi.
Bugün o tasarlayan elbiseleri görüp, herhangi bir ünlü markadan geldi mi derseniz, yanılıyorsunuz. Onları bir Özbek kızı berpâ etti, hazırladı. İlk önce zihninde, hayalinde göz önüne getirilen kıyafetler çizmelere döküldü. Sonra kumaşlar üzerinde tasarlandı, dikildi. Hangisi taşlarla, hangisi çiçeklerle kendine özen süslenip sunuldu…
Kendi ülkende de hayalindeki layık yerini bulabilmek zor olsa, başka bir diyarda bu iki kat daha zor, daha fazla mesuliyet talep eder, elbet. Bu hakkında Nefise İsmailova’ya sorduğumuzda:
-Bu günlere kolaylıkla gelmedik. Resmiy işlemler, 2 çocuklu aile olarak onları okullara yerleştirmek en zor işlerden oldu desem, doğru olur.
Maksadımız yolunda meşakkatleri aştık, hâlâ da mücadele vermekteyiz. Ailede bir anne, hem eş olarak ben bunları aşmamda ömür yoldaşım Nurbek Yuzbayev her zaman arkamdaydı, beni destekledi. Benim arzu hayallerimi gerçek olmasında fikir ortağı , hem maddi, hem manevi güç oldu, diye bildirdi o.
“Nur Bridal House” terzilik işletmesinde Zehra Kutlu ve Neslihan Kurtoğlu da kendi maharet ve deneyimiyle bir aile gibi birlikte çalışıyorlar. Kendi işinin ustaları olan hanımlar Nefise ila işlerini yine de büyütmek, yeni modeller tasarlayıp, müşterileri memnun etmek yolunda faaliyet yürütmektedir.
Kahramanımızın kahramanı olan Nurbek Yuzbayevden anlatırsak, onun anlatacakları bam – başka mevzu olacak hikaye.
– Aslında ata toprağımızı bir görmek arzusu, hayali vardı bende hep. Evet, ben Özbekistan’da doğdum büyüdüm. Ata toprağımız – dediğime sebep, dedelerimiz Türkiye’den Özbekistan’a göç etmiş, yerleşmiş Türklerden. Babalarımızdan, büyüklerden bu konu ile ilgili hatıralar, hikayeleri dinledikçe yine de merakım, hevesim artardı. Şu sebep her zaman bu yurt beni ilgimi çeker, içten bir his davet ederdi. Sonunda, geldik. Ama geri dönüp gidemedik. Sihirledi bizi bu diyar. Şimdi, ecdatlarımızı, soy bağımızı öğrenmeye azim ettim, diye heyecanla anlattı Nurbek Yuzbayev. Onun tarihle ilgili çabaları bizimde ilgimizi çekti, soy bağlar kimlere hangi dönemlere uzanacak…
Bir kız, bir oğlanın Anne babası olan Nurbek ve Nefise ailesi birlik, hemfikirlikla gelecek arzu, planları yolunda ilerliyor.
Kızı Marziyahan Tolkinova orta okul 7- sınıfta okumak beraberinde, annesi yanında meslek sırlarını öğrenmeye başladı. Hatta, annesi tasarladığı elbiseler yanına yakışan çantalar yapmayı başardı. Onun yaptığı işleri görünce 7- sınıf öğrencisi olan kız yaptığına inanmak güç. Maharetli el becerisi ile kısa sürede hazırlanan işi görünce, takdir ettik. Kendi dersi ve bu uğraşlardan artip, kardeşi Muhammedyahyanın sorularına cevap vermeye, ders çalışmalarına
yardım etmeye de üşenmez.
-Bir gün Vatanımıza dönecek olursak, benim gibi Türkiye’de çalışan vatandaşlar iş hayatı, emeklilik durumu nasıl olur, buradaki sosyal sigortalılık orada geçerli olacak mi diyen düşünceler cevapsızdı. İki devlet mesullerinın bu konuda görüşmelerini duyduğumda başka vatandaşlarımız gibi bende mutlu oldum. İki devlet arasındaki yabancı çalışanların geleceği , mevcud muammalari aradan kaldırmaya ait görüşme ve müzakereler büyük adımlardan biri olacak, elbette. Bunun için biz minnettarız, deye memnuniyetini bildirdi Nefise İsmailova.
Gençler için bir deyil, hatta bir kaç meslek, dil öğrenmek önemli olduğu her zaman büyüklerimiz tarafından söylenilmiştir. Bugünde bu sözler kendi kıymetini kayıp etmedi. Herkesin şansı açık olsun ama, hayatta meslek, hüner şansa bırakılmamalı. Her kimsenin bir yola çıkarken pasaportu ila “yanına alabileceği”, “cebine alıp taşıyabileceği” bir hüneri de olsun, zarar etmez deriz. Ta ki, kimsenin ömrü, emekleri iş verme vaadindeki sahtekar ve dolandırıcılar elinde ziyan olmasın.

DILDORAHON HUSHBAKOVA

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.