Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Trafik cezalarının ağırlığı değil, Adaletin caydırıcılığı önemli…

5 saat önce
11 kez okundu
Trafik cezalarının ağırlığı değil, Adaletin caydırıcılığı önemli…

 

Bir toplumda adalet duygusunun güçlü olması, yalnızca suç işleyenin cezalandırılmasıyla değil, suçun daha en başından önlenebilmesiyle mümkündür. Türkiye’de son yıllarda suç ve ceza konusu kamuoyunun en çok tartıştığı başlıklardan biri haline geldi. Özellikle çocukların karıştığı suçlar, şiddet olayları, uyuşturucu ve organize suçlar konusunda toplumun önemli bir kesiminde aynı soru yükseliyor:
Verilen cezalar gerçekten caydırıcı mı?
Caydırıcılık, sadece cezanın ağır olması demek değildir. Cezanın kaçınılmaz, hızlı, adil ve etkili olması da gerekir. Bir kişi “Nasıl olsa yakalanmam” veya “Yakalanırsam da kısa sürede çıkarım” düşüncesine kapılıyorsa, en ağır kanun maddesi bile beklenen caydırıcı etkiyi oluşturmayabilir.
Bugün vatandaşın beklentisi son derece açık: Suç işleyen kim olursa olsun, hukuk karşısında hesap vermeli. Mağdurun hakkı korunmalı, suçlunun kimliği veya yaşı nedeniyle toplumda “nasıl olsa bir şey olmaz” algısı oluşmamalıdır.
Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir. Özellikle çocuk suçluluğunda mesele yalnızca ceza vermek değildir. Çocuğu suça sürükleyen aile, çevre, eğitim, madde bağımlılığı, sosyal medya, arkadaş grupları ve ekonomik şartlar da ele alınmalıdır. Bir çocuğu yalnızca cezalandırmak, onun yeniden suça yönelmesini engellemiyorsa sorun çözülmüş olmaz.
Diğer taraftan mağdurun yaşadığı acıyı da görmezden gelemeyiz. Suçun mağduru açısından failin yaşı, çoğu zaman yaşanan travmanın ağırlığını değiştirmiyor. Bu nedenle çocukların korunması ile toplumun ve mağdurların güvenliğinin sağlanması arasında adil bir denge kurulması gerekiyor.
Asıl tartışmamız gereken nokta şudur:
Türkiye’de cezaların ağırlığından önce, adalet sisteminin suçun karşısında ne kadar hızlı ve kesin durabildiğidir.
Suç işleyen kişi, yaptığı eylemin ciddi bir hukuki sonucu olacağını bilmeli. Mağdur ise devletin yanında olduğunu hissetmeli. Toplum da “adalet yerini bulacak” güvenine sahip olmalı.
Çünkü caydırıcı adalet; intikam değildir.
Caydırıcı adalet, suçun karşılıksız kalmayacağının toplum tarafından bilinmesidir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı sadece daha ağır cezalar tartışması değildir. Aynı zamanda daha etkin soruşturma, daha hızlı yargılama, mağdurun daha güçlü korunması, çocukların suça sürüklenmesini önleyecek sosyal politikalar ve suçun tekrarını azaltacak rehabilitasyon mekanizmalarıdır.
Devletin görevi yalnızca suç işlendikten sonra ceza vermek değil, suçun oluşmasını mümkün olduğunca engellemektir.
Sonuç olarak, “Cezalar ağır mı?” sorusundan önce “Cezalar gerçekten caydırıcı mı?” sorusunu sormalıyız.
Eğer bir ceza suç işlemeyi göze alan kişiyi durdurabiliyor, mağduru koruyor ve toplumda adalet duygusunu güçlendiriyorsa caydırıcıdır.
Aksi halde kâğıt üzerindeki ağır cezaların tek başına anlamı sınırlı kalır.
Adaletin gücü, yalnızca cezanın ağırlığında değil; suç karşısında ne kadar hızlı, kararlı ve adil uygulanabildiğindedir.
Türkiye’nin ihtiyacı da tam olarak budur:
Suçlunun korktuğu, mağdurun güvendiği, vatandaşın adalete inandığı bir hukuk düzeni..

Hüsnü Karabulut
Araştırmacı Yazar

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.