Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

KITAPSIZ”LIĞIN SESLERİ”

2 ay önce
455 kez okundu
KITAPSIZ”LIĞIN SESLERİ”

Değerli okurlarım:
Hani derler ya, “Gariban geldik bu dünyaya.” Bu bir sitemden öte, bir tespit “Gariban” kelimesi; kimsesiz, zavallı ve garip olmanın ötesinde, bu hayatın devasa çarkında küçücük bir dişli olduğunu bilmenin sessiz kabullenişidir. Ne bir mirasın havalı sesiyle geldik, ne de gideceğimiz yere ihtişamlı bir kafileyle uğurlanacağız.
Elimizde avucumuzda bir tek kendi hikâyemiz var. Yoksulluk sadece cüzdanda değildir; bazen gözdeki ferin, bazen de dildeki umudun yitimidir. Garibanlık, tokların masasındaki eğreti oturuştur. Ne kadar doysan da ruhuna sinen o “açlıkla boğuşmuşluk” hissinin izlerini silemezsin.
Ama bu yalınlıkta bir sükûnet de var. Çünkü kaybedecek çok az şeyimiz olduğunda, kazanacağımız en büyük şey korkusuzluk olur. Dünya malına tamah etmeyen bir ruh, en büyük zenginliğe sahiptir. Kimsesizliğin ortasında bir başına dik durabilmek, en soylu duruştur. Bu, hayatın en dipsiz kuyusunda bile kendi ışığını yakabilmektir.
İkinci Bölüm: Ömrün Tekerrürü ve Çaresizlik
Dünya Dediğin Üç Günlük Misafirlik
İnsanın ömrü, bir yolculuktan ibaret. Başlangıçta anadan doğma bir çaresizlik ve sonda toprağa dönme mecburiyeti. Aradaki koca zaman dilimi ise, bir tür gurbet. Evimiz sandığımız bu dünya, aslında büyük bir misafirhane.
“Gariban gidiyoruz” demek, bu misafirliğin sona ermesi ve giderken yanımızda hiçbir maddi yükü götüremeyeceğimizin idrakidir. O çok değer verdiğimiz unvanlar, biriktirdiğimiz paralar, kurduğumuz saltanatlar… Hepsi bu kapıda kalır.
“Yoksulluk, şiddetin en kötü formudur.” – Mahatma Gandhi
Hayat, en büyük engelleri tam da en çaresiz anlarda yığar önümüze. Bazen bir kapıyı açacak anahtar, bazen de bir yarayı saracak merhem bulamayız. Ama tam o dipsiz boşlukta, insanın içinde uyanan o inanılmaz güçler belirir. Kimse yardım etmese bile, kendinden başka sığınacak limanının olmadığını anladığında, o engelleri aşacak kuvveti bulursun. Bu, garibanın hayata karşı geliştirdiği en büyük savunma mekanizmasıdır.
Üçüncü Bölüm: Geriye Kalanın Anlamı
Yürekte Bırakılan İzler
Peki, bu “gariban yolculuk” bize ne kattı?
Eğer bir insan, bu hayata kimsesiz, zavallı ve yoksul duygusuyla gelip giderken;
Birinin karnını doyurduysa,
Bir kimsesize yoldaş olduysa,
Bir umutsuzun elini tuttuysa,
Ve tüm zorluklara rağmen onurunu koruduysa,
…o artık “gariban” değildir. Çünkü bu dünyada bırakılacak en değerli miras, maddiyat değil, yürekte bırakılan insanlık izidir.
“Gariban geldik gariban gidiyoruz” sözü, bir acı haykırış olduğu kadar, aynı zamanda bir ruhani özgürlük manifestosudur. Der ki:
“Ben bu dünyanın aldatıcı ışıklarına kanmadım.”
“Benim değerim, sahip olduklarımla değil, varoluşumla ölçülür.”
“Ben, sade bir yürekle geldim ve sade bir yürekle gidiyorum.”
Son nefeste, başımızın üstünde ne bir taç ne de ayağımızın altında bir servet olacak. Yanımızda olacak tek şey, yeryüzüne attığımız o küçücük, ama anlamlı adımların yankısıdır. Ve o AYAK İZLERI, dünyanın en büyük zenginliğinden daha değerlidir..!
SEVGILER

HANDAN SABANCI

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.