Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

CEMİLE — 6. BÖLÜM

1 ay önce
89 kez okundu
CEMİLE — 6. BÖLÜM

CEMİLE — 6. BÖLÜM

Düğün hazırlıkları büyük bir hızla devam ediyordu. Hazırlanan çeyizler Aliye’nin gelin evine götürülürken Cemile’nin yüreğini şimdiden büyük bir hüzün kaplamıştı.

Ve beklenen düğün günü geldi…

Aliye çok güzel bir gelin olmuştu. Önce nikâh kıyıldı, ardından düğün salonunda güzel bir eğlence yapıldı.

Ama ayrılık vakti geldiğinde neşenin yerini gözyaşları aldı.

Anne kız birbirlerine sarılıp uzun uzun ağladılar. Kardeşleriyle vedalaşırken de gözyaşları dinmedi.

Aliye, yeni bir hayata adım atarken biraz ürkek, biraz umutlu bir şekilde baba evinden ayrıldı.

Kısa bir balayına çıkacaklardı.

Cemile ise eve döndüğünde diğer çocuklarına sarılıp ağladı. Sanki onlara sarıldıkça güç buluyordu. Hikmet’ten göremediği desteği, sevgiyi ve güveni çocuklarında bulmayı umuyordu.

Gece olduğunda Hikmet hemen uykuya daldı.

Cemile ise uzun süre uyuyamadı.

Sabah yine aynı düzenle uyandılar.

Hikmet işe gitti, Cemile ev işlerine koyuldu. Ama onun aklı hâlâ Aliye’deydi.

Aliye ise çoktan balayına çıkmış, yeni hayatına doğru yol almıştı.

Evde çocukların itişip kakışmasıyla hayat yeniden kendi rutinine dönmüştü.

Ali on üç yaşındaydı.

Futbola çok hevesliydi. Ancak babası, ayakkabıları eskimesin diye onun futbol oynamasını yasaklıyordu. Hatta gördüğü yerde onu hırpalıyordu.

Ali ise babasından habersiz, okul çıkışlarında arkadaşlarına katılıp futbol oynuyordu.

Her şeyi göze alarak…

Dersleri de pek iyi değildi. Hikmet, Ali’yi okuldan alıp yakın akrabalarının konfeksiyon mağazasında tezgahtar olarak çalıştırmak için görüşmeler yapmaya başlamıştı.

Aslında bu durum Ali’nin de işine gelecekti.

Hem para kazanacak hem de bir meslek öğrenecekti.

Bu karara en çok üzülen ise annesi Cemile olacaktı.

Ama Ali, annesini nasıl olsa ikna ederdi.

Çünkü Cemile oğluna çok düşkündü.

Böylece Ali’nin okul hayatı sona erdi, esnaflık hayatı başladı.

Dayısından işin en ince ayrıntılarını öğreniyordu.

Çalışmak, onun için yalnızca para kazanmak değildi.

Bu, belki de kendi kurtuluş yoluydu.

Kendini ispat etmenin bir yoluydu.

Evde ise her şey babası gelene kadar iyiydi.

Hikmet eve geldiğinde, alkolün de etkisiyle yine olaylar çıkıyor, evin huzuru bir anda bozuluyordu.

Cemile bir kenarda çaresizlik içinde ağlıyor, çocuklarına sarılıyordu.

Ali bütün bunları sessizce izliyor ve içinde büyüyen öfkeyle kendine bir söz veriyordu:

Bir gün büyüyecekti.

İyi bir işi olacaktı.

Babasına karşı durabilecek kadar güçlü olacaktı.

Ve bir gün, yaşattıklarının hesabını soracaktı.

Bir taraftan da kardeşleri büyümeye devam ediyordu.

Ali, kendisinden iki yaş küçük olan Müzeyyen’den ileride çok çekeceğe benziyordu.

Müzeyyen hırslı, dediğim dedik, içindeki öfkeyi dışarı vurmaktan çekinmeyen kaprisli bir kız çocuğuydu.

Diğer kardeşleri daha küçüktü. Ali’nin onlarla pek bir sorunu yoktu.

Ama Müzeyyen’e karşı daha farklı davranıyordu.

Ona karışmaya, onu kısıtlamaya daha yatkındı.

Bu ailenin içindeki kaos, her çocuğun hayatında başka bir iz bırakıyordu.

Her biri aynı evin içinde, aynı sıkıntıların arasında büyüyor ama kendini bulma mücadelesini farklı şekillerde veriyordu.

EMELCE’DEN HAYATA DAİR

Bugünlük bu kadar…

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.