Unutmanın Eşiğinde*

İnsan en çok, emek verdiği yerden yaralanır. Çünkü emek, yalnızca yapılan iş değildir; içine sabır karışır, iyi niyet sızar, umut bulaşır. Birine yol göstermek, yalnızca yön tarif etmek değildir; onun düşmemesi için kendi yorgunluğunu geride bırakmaktır. Öğretirken, anlatırken, defalarca aynı şeyleri sabırla tekrar ederken insan bir şeyin farkına varmaz: Herkes öğrenir ama herkes vefa öğrenmez.
Zaman geçer. Dün nasıl yazılır diye soranlar, bugün cümlelerini başkalarının masalarında kurar. İlk kapıyı çalanlar, o kapının eşiğini hatırlamaz olur. Oysa bir başlangıcın tanığı vardır; sessizdir ama gerçektir. İnsan bazen adının anılmamasına değil, emeğinin yok sayılmasına kırılır. Çünkü emek, görülmediğinde değil; bilerek görmezden gelindiğinde can yakar.
Birlikte yürüdüğünü sandıkların, yol ayrımında sessizce başka yönlere sapar. Dün arkandan konuşanlar, bugün başkasının gölgesinde durur. Menfaat, insanın hafızasını kısa sürede siler. Bir kart, bir unvan, küçük bir alan… Bunlar uğruna geçmişi inkâr edenlerin yüzü, zamanla aynaya bakamaz hâle gelir. Çünkü insan en çok, kendine söylediği yalanlardan yorulur.
Oysa doğru yerde durmak kolay değildir. Kalabalıkların alkışı yoktur orada. Çoğu zaman yalnızsındır; sesin duyulmaz, emeğin görünmez. Ama bir şey vardır ki kaybolmaz: İç huzuru. Herkesin sustuğu yerde doğruyu savunmak, insanın kendine olan borcudur. Bu borç ödenmediğinde, kazanılan her şey eksik kalır.
İnsan zamanla şunu öğrenir: Her öğrettiğin sende kalmaz ama her verdiğin iz bırakır. Unutanlar olur, inkâr edenler olur hatta seni yok sayarak var olmaya çalışanlar çıkar. Ama iz dediğin şey, hatırlanmaya muhtaç değildir. O, yürüdüğün yolda kendiliğinden görünür.
Belki adın anılmaz, belki teşekkür edilmez. Ama sen bilirsin: Nerede durduğunu, ne için sustuğunu, neye rağmen devam ettiğini. Ve bu bilmek, en büyük ödüldür. Çünkü insanın kendine saygısı, başkalarının alkışından daha değerlidir.
Sonunda geriye tek bir soru kalır: Herkes bir yere vardığında, sen hâlâ kendin misin? Eğer cevap evetse, kaybetmiş sayılmazsın. Çünkü unutulanlar çoğalabilir ama kendine sadık kalanlar azalmaz.
İnsan bazen yalnız kalır ama eksilmez.
Bazıları kalabalık olur ama tükenir.
Mesele, ne kadar yükseldiğin değil; yükselirken neyi terk etmediğindir.
*Yalçın Sevim*


