Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ İMAM HÜSEYİN FİLİZ MECLİS ÖNERİ VE KANUN TEKLİFLERİ

6 gün önce
22 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran
Reklam 20 saniye sonra kapanacak.
Reklam
Reklamı Geç

Hafta sonu Batman’daydım. Batman enflasyon canavarına ilaveten işsizlik ve geçim sıkıntılarından beslenen uyuşturucu sarmalının içinde bocalamaktadır. Yüzde 30’a varan oranla işsizliğin en yüksek olduğu illerimizden biri olan Batman’da, STK ziyaretlerimizde işsizlikle birlikte en çok dile getirilen konu ilkokul çağındaki çocuklara kadar inen uyuşturucu kullanımı oldu. İktidardan Batman’ın çığlığına kulak vermesini, gençlere istihdam sağlamasını ve gençliği hedef alan uyuşturucu baronlarıyla çok yönlü mücadele etmesini beklemekteyiz. Batmanlılar 2019 yılında yapılacağı vaat edilen 500 yataklı hastanenin temelinin atılmasını hâlâ beklemekteler. Ayrıca, merkez ve 5 ilçeye doğal gaz abonelik ve fatura hizmetleri sadece bir noktada verildiğinden uzun kuyruklar oluşmakta ve özellikle yaşlılar mağdur olmaktadır. Şirketin hizmet noktalarını artırması sorununu çözecektir diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum

 

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 17’nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle, pazar günü İstiklal Caddesi’ni kana bulayan hain terör örgütünü nefretle kınıyorum. Saldırıda yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, teklifin üzerinde konuştuğum 17’nci maddesiyle cem evlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının indirimli veya ücretsiz olarak karşılanabilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddenin lafzını uygun bulduğumuzu ve desteklediğimizi ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, cem evlerinin imar sorunlarının giderilmesi ve bakım ve onarımlarının yapılması konusundaki diğer düzenlemelerin de uygun olduğunu düşünüyoruz. Ancak cem evleri konusunun detaylı olarak görüşülmesi gerekirken konunun elektrik, su, paralarının ödenmesi gibi basite indirgenmesinin toplumsal açıdan bir yararı olmamıştır. Milyonlarca Alevi-Bektaşi vatandaşımızın temsilcileriyle yaptığımız görüşmede, Sayın Cumhurbaşkanının Alevi dergâh ve cem evlerine ziyaretleri öncesinde camiada oluşan beklentilere böyle bir torba kanunla yanıt verilmiş olmasının onları şaşırttığını belirtmişlerdir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, uğultudan hatibi dinleyemiyoruz efendim, lütfen uyarır mısınız?

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Cem evleri konusunun 23 maddelik bir kanun teklifi içerisinde 6 madde hâlinde sıkıştırılmış olmasını içlerine sindiremediklerini ve üzüntü duyduklarını da ifade etmişlerdir. Eğer cem evleriyle ilgili bir düzenleme yapılacaksa bir torba kanun içinde değil de Alevi-Bektaşi inancı ve cem evleri konusunda daha kapsamlı ve camianın düşünceleri ve görüşlerini de dikkate alan bir kanun çıkarılması talepleri vardır. Bizim de bu düşüncelere katıldığımızı ifade etmeliyim.

Yapılan genel değerlendirmelerde ise bu aceleciliğin yaklaşan seçimler dolayısıyla Alevi-Bektaşi camiasını maddi olarak memnun etmeye yönelik ve iktidarın yanlış ekonomi politikaları sonucu ortaya çıkan tepkileri önlemek adına tedbirler almaktan başka bir şey olmadığı ileri sürülmektedir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 24’üncü maddesindeki “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ifadesinden hareketle Aleviliği, Bektaşiliği Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kültür, sanat kurumu gibi bir tanımlama yapmak yerine Alevi-Bektaşi canlarımızın kendilerini nasıl tanımladıklarına bakmak gerektiğine inanıyoruz. Eğer bir insan ya da bir grup “Benim inancım şudur, ben böyle inanıyorum, ibadet yerim şurasıdır.” diyorsa Anayasa gereğince ona saygı duymalıyız. Haksızlıkların, adaletsizliklerin karşısında, eşit vatandaşlık ilkesi gereğince, milyonlarca Alevi’yi temsil eden Alevi-Bektaşi önderlerini ve bu konularda ehil olan bütün grupları dinleyerek, taleplerin bütün detaylarıyla ortaya konularak siyasi mülahazaların dışında çözülmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, vatanın bağımsızlığının tehlikeye düştüğü günlerde biz, Alevi’si, Sünni’si, hepimiz birdik, birlikte öldük, birlikte kovduk işgalcileri, cumhuriyeti de beraber kurduk; Allah’ın izniyle de sonsuza dek bir ve beraber olacağız. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bizi böyle yapan ortak değerlerimizdir. İster Alevi ister Sünni olsun, inancımız bir, peygamberimiz bir, kutsal kitabımız birdir. Allah’ın Arslanı, ilmin kapısı Hazreti Ali de bizim, oğlu Hasan da, Yezid’in zulmüne biat etmeyen, hakkın ve adaletin savunucusu, Kerbela’da şehit edilen İmam Hüseyin de bizim; acımız ortak, tepkimiz aynı, ehlibeyt bizimdir, 12 İmam da bizim. Geriye dönüp baktığımızda, manevi dünyamızın mimarları var. Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Tapduk Emre, Yunus Emre, Ahi Evran, Mevlâna, Pir Sultan Abdal ve daha niceleri; hepsi bizim ortak değerlerimiz. Geçmişte de birdik, geleceğimizde de bir ve beraberiz. Biz birlikte olursak demiyorum, birlikteyiz diyorum, buna bütün kalbimle inanıyorum. Yeter ki Hacı Bektaş Veli’nin “Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme. Her ne arar isen kendinde ara, insanın kemali ahlak güzelliğidir.” sözlerini kendimize düstur edinelim.

 

Değerli milletvekilleri, asıl yapmamız gereken şey taşıdığımızı söylediğimiz sıfatlar yerine davranışlarımızı sorgulamaktır. Alevi dedesi ve büyük halk ozanı rahmetli Âşık Daimi’nin dizelerinde ifadesini bulan değerlerimize ne kadar uygun hareket ediyoruz, ona bakmalıyız. Şöyle diyor Âşık Daimi:

“Eğer göremiyorsam gerçek varlığı

Alevi olsam ne çıkar, Sünni olsam ne çıkar

Sanat edindiysem sahtekârlığı

Dede olsam ne çıkar, Hoca olsam ne çıkar.”(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

“İnsanlık giderken daima ileriye

Bizler inadına kaldık geriye

Gelmedikçe cahillikten beriye

Alevi olsam ne çıkar, Sünni olsam ne çıkar.

Kemâletin hidayetin olmazsa

Marifet suyundan kabın dolmazsa

Benden insanlığa eser kalmazsa

Dede olsam ne çıkar, Hoca olsam ne çıkar?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Başkanım, iki kıta kaldı.

“Gayet inatçı isem, gayet zorbacı

Gündüz tespihli isem, gece kavgacı

Olmadıkça insanlığa faydacı

Alevi olsam ne çıkar, Sünni olsam ne çıkar?

Daimi’yim nefse galip olmazsam

İlme fazilete talip olmazsam

Ele, dile, bele sahip olmazsam

Alevi olsam ne çıkar, Sünni olsam ne çıkar?”

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

 

 

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkanı, Sayın Komisyon üyeleri, Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Başkanı, ÖSYM Başkanı, Sayın Bakanlık mensupları, değerli basın mensupları; hepinizi saygılarımla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Ben üniversitelerle ilgili konuşacağım ve zaman kısıtlı nedeniyle de sorunları ancak satır başları halinde sıralayacağım.

Sorunların en başında öğrenci kontenjanları gelmektedir. Arz talep dengesi gözetilmeden kontenjanlar artırılmakta, mezunlarına ihtiyaç olmayan bölümlere hâlâ öğrenci alınmaktadır. Sağlıklı eğitimin bir kriteri olan öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, gelişmiş ülkelere nazaran yaklaşık 3 kat fazladır. Özlük hakları sorununa ilaveten öğretim elemanlarının ders yükleri alabildiğine fazladır. Özellikle taşrada inanılmaz bir ders yükü altında ezilmektedirler. Araştırma görevlilerine gelince daha kötü durumda. Ek görevler nedeniyle araştırma dahi yapamamaktadırlar.

Birçok üniversitedeki eğitimin lise düzeyini bile aşamadığını biliyoruz. Vakıf üniversitelerinin büyük bölümü bir binaya sıkışık şekilde sadece para kazanmak amacını taşımaktadır. Üniversitelerdeki pek çok öğretim üyesi ve görevlisi yeterli niteliklerde değildir. Yandaşlıktan başka bir özelliği olmayan kişilerin öğretim görevlisi olarak atanması ciddi sorunlar yaratmaktadır. Üniversitelerdeki personel ve akademik kadro ilanları sanki adrese teslim olarak hazırlanmaktadır. Üniversitelerdeki bilimsel ve teknolojik çalışmaları yönlendirmesi beklenen rektörlerin büyük bölümünün uluslararası yayını yoktur ve hiç atıf almamıştır. Birçok fakülte dekanlığına vekâlet eden, başka öğretim üyesi yokmuş gibi aynı kişilere sayısız görev veren, televizyonlarda boy gösteren, üniversitesine arada sırada uğrayan rektörler var ve herkesin bilmesine rağmen Yüksek Öğretim Kurulu buna müsaade etmektedir.

Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkanı; eğitimin kalitesi sadece ön lisans ve lisansta değil, yüksek lisans ve doktora eğitiminde de düşmüştür. Dersler doğru düzgün yapılmamaktadır. Öğretim üyeleri zaman olarak kapasitelerinin üzerinde yüksek lisans ve doktora tezlerini yönetmektedir. Tezlerde aranması gereken niteliklere bakılmadan ahbap çavuş ilişkileriyle jüriler kurulmakta, ayrıca tezlerin geçme garantisi veren tez yazma şirketleri tarafından hazırlandığı bilinmektedir.

Üniversiteye girişte adaylar kontenjan nispetinde başarı sırasına göre yerleştirildiğinden TYT’de 150 ve AYT’de 180 olan baraj puanlarının kaldırılması, birçok devlet ve vakıf üniversitesinin boş kalan kontenjanlarının üniversiteye giriş donanımı olmayanlarca doldurulması, vakıf üniversitelerine maddi katkı sağlamaktan başka bir şeye yaramamıştır. Aslında sormamız gereken şey on iki yıl okuduktan sonra matematik veya Türkçe testlerinden bir soru dahi yapamayacak olan ortaöğretim mezunlarımızın olmasıdır. Bu noktaya nasıl geldik sorgulamalıyız.

Üniversite mezunu işsizlerimiz her geçen gün artmaktadır. İş bulanlarınsa önemli bölümü meslekleri dışında asgari ücretle çalıştırılmaktadır. İşsiz iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunu 500 bin civarındadır. 110 binin üzerinde işsiz mühendis bulunmaktadır. 700 bin civarında da öğretmen işsizdir.

Sayın Bakan, sayın YÖK Başkanı; üniversitelerimizin bütçeleri de oldukça kısıtlıdır. 2022 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde YÖK ve Kalite Kontrol Kurulu dâhil 127 devlet üniversitesine ayrılan bütçe 134 milyar 693 milyon TL’dir. Bugünkü kurla 7,24 milyar dolar olup 7,39 milyar dolarlık bütçesiyle tek başına Oxford Üniversitesinden daha azdır. Bu durumda yığın sorun ve kıt kaynaklarla üniversitelerimiz gelişmiş ülke üniversiteleriyle nasıl yarışacaklar? Times’ın 104 ülkede Yüksek Öğrenim Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2023 Verilerine göre 401-500 bandında sadece Çankaya, Koç ve Sabancı Üniversiteleri yer alırken 501-600 bandında ise sadece ODTÜ var. Kısaca ilk bin üniversite içinde sadece 13 üniversitemiz bulunuyor. Listenin ilk sıralarında ise yine Oxford, Harvard Cambridge ve Stanford gibi üniversiteler yer alıyor.

Sayın YÖK Başkanı, üniversitelerin farklılaşması ve uzmanlaşması konusunda destek verdiğimizi ifade etmeliyim.

Ancak nitelikli doktora mezunları olmadan uyduruk doktoralılarla başarıya ulaşılamaz.

Sayın Bakan, YÖK Başkanı; AK PARTİ’nin yirmi yıllık uygulamalarında üniversiteler konusu hep sürüncemede kalmış, öğrencilerin ve üniversitelerin sorunları katlanarak devam etmiştir. Tenkidimiz bu yüzdendir.

Mezunlarının kolayca iş bulabildiği nitelikli eğitim ve araştırma yapan üniversiteler yaratmak hepimizin görevidir diyor; 2023 yılı bütçemizin ülkemiz, öğretim elemanları, öğretmenler, öğrenciler ve eğitime emek veren çalışanlar için hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

 

 

 

 

Reklam
Kullanıcı
Mustafa Doğan
Kanalda toplam 1056 adet video bulunuyor.
BU VİDEOYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.