Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa etmesi,

2 hafta önce
25 kez okundu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa etmesi,

 

Türkiye’deki muhalefet dengelerini kökten sarsan ve siyasi haritayı yeniden şekillendiren tarihi bir kırılma anlamına gelmektedir.
Yavaş, CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın kendisini hedef alan “üstenci” ve “parti aidiyetini sorgulayan” açıklamalarının ardından istifa kararını açıklamış ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini duyurmuştur. Bu hamle sadece kişisel bir ayrılık değil, Ankara’da 8 ilçe belediye başkanının (Beypazarı, Kalecik, Güdül, Polatlı, Ayaş, Şereflikoçhisar, Elmadağ ve Nallıhan) da eş zamanlı olarak CHP’den istifa etmesiyle kitlesel bir siyasi depreme dönüşmüştür.
Bu tarihi gelişmeyi tüm derinliği, arka planı ve olası sonuçlarıyla ele alan geniş kapsamlı köşe yazım;

*Başkentte Deprem; Mansur Yavaş’ın istifası ve Siyasetin Yeni Denklemi:*

Türkiye siyaseti, ezberlerin bozulduğu, ittifakların ve aidiyetlerin yeniden tanımlandığı son derece kritik bir eşikten geçiyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ederek yoluna “bağımsız” olarak devam edeceğini açıklaması, sıradan bir parti içi yol ayrımı değildir. Bu hamle; tavan siyasetinin kısır tartışmalarına, kimlik dayatmalarına ve kurumsal kibire karşı tabandan gelen dalgayı arkasına alan, Başkent merkezli devasa bir siyasi depremdir.
Üstelik bu deprem tek bir isimle de sınırlı kalmadı. Yavaş’ın istifasının hemen ardından Ankara’nın kaderini belirleyen 8 ilçe belediye başkanının da peş peşe CHP’den ayrılması, sürecin ne denli organize, kararlı ve tabanda karşılığı olan bir tepki hareketi olduğunu gözler önüne seriyor.
İstifaya Götüren Süreç: “Söz Söyleme” ve “Bilgi Verme” Krizi
Resmin bütününe bakıldığında, bardağı taşıran son damlanın CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın Ankara’daki basın toplantısında sarf ettiği sözler olduğu açık. Mansur Yavaş’ın, 9 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Beştepe’de gerçekleştirdiği ve öncesinde hem Kemal Kılıçdaroğlu’nu hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel’i bilgilendirdiğini belirttiği devlet protokolü hamlesi, CHP genel merkezinde bir “aidiyet” krizine dönüştürüldü.
Müslim Sarı’nın, “Hiç kimse CHP’den üstün değildir… Bir belediye başkanımız kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez” şeklindeki üstenci çıkışı, Mansur Yavaş cephesinde haklı bir infiale yol açtı. Yavaş’ın, gazeteci Gürbüz Evren’e yaptığı “Aslında ayrılma niyetim yoktu ama bugünkü sert ve üstenci sözlerden sonra artık 1 dakika duramazdım” açıklaması, kırılmanın duygusal değil, kurumsal saygısızlığa karşı ilkeli bir duruş olduğunu kanıtlıyor.
Yavaş, istifa metninde adeta ders niteliğinde bir vurgu yaptı: “Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim… Ancak siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara’da başardık.”
Bu İstifa Ne Anlama Geliyor?
1. “Butlan” ve Tavan Siyasetine Tepki:
Muhalefetin son dönemde iç içe geçtiği hukuki-siyasi “mutlak butlan” tartışmaları ve CHP ile Yeni Parti arasındaki amansız rekabet, seçmende büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Yavaş, bu iki kutuplu kavganın bir aparatı olmayı reddetti. İstifasıyla, enerjisini halka hizmet yerine parti içi güç savaşlarına harcayan tavan siyasetine net bir sınır çizdi.
2. Seçmen İradesine Sadakat Sınavı:
Yavaş, makamları başka siyasi adreslere taşımayı “seçmene karşı ağır bir vebal” ve “siyasetin namusu” olarak tanımlıyor. Kulislerde her ne kadar AK Parti veya Yeni Parti’ye geçeceği spekülasyonları yapılsa da onun bağımsız kalma kararı, sandıkta kendisine her görüşten oy veren milyonlarca Ankaralının iradesini koruma çabasıdır.
3. Muhalefette Merkez Sağ ve Milliyetçi Blok Boşluğu:
Ankara’da 8 ilçe belediye başkanının Yavaş ile birlikte hareket etmesi, aslında CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği muhafazakar, milliyetçi ve merkez sağ oyların kurumsal CHP kimliğiyle tam anlamıyla örtüşmediğini gösteriyor. Bu kopuş, muhalefet blokunda ideolojik ve yapısal bir yarılmaya işaret etmektedir.
Bundan Sonra Ne Olacak?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu süreci “Kendi siyasal tercihidir” diyerek soğukkanlılıkla geçiştirmeye çalışsa da, 31 Mart seçimlerinde Ankara’da ezici bir üstünlük kuran CHP’nin elinde kala kala sadece iki ilçe (Etimesgut ve Yenimahalle) kalmış durumda. Bu durum, CHP Genel Merkezi’nin yerel yönetimler üzerindeki hegemonik dilini ve stratejisini acilen sorgulamasını gerektiriyor.
Öte yandan, Yeni Parti lideri Özgür Özel’in Yavaş’ı hemen arayarak tebrik etmesi ve kararına saygı duyduğunu açıklaması, akıllara “Yavaş, ilerleyen süreçte muhalefetin çatı veya bağımsız cumhurbaşkanı adayı mı olacak?” sorusunu getiriyor. Yavaş her ne kadar bu kararın cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi olmadığını söylese de, Türkiye’de kartlar yeniden karılırken bağımsız bir Mansur Yavaş, her zaman oyun değiştirici bir aktör olarak masada kalacaktır.
Son söz: Mansur Yavaş, kutuplaşan ve kurumsallık adı altında elitizm üreten siyaset mekanizmasına karşı bağımsızlık bayrağını açmıştır. Bu hamlenin başarılı olup olmayacağını, tavanın kibirli açıklamaları değil; Ankara halkının ve Türk milletinin sağduyusu belirleyecektir..

Hüsnü Karabulut
Araştırmacı Yazar

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.