Cumhur İttifakı ve Türkiye’nin Geleceği

AK Parti ve MHP’nin ülkeye hizmet etme anlayışı doğrultusunda bir araya gelmesi, Türkiye’nin milli çıkarları ve geleceği açısından son derece önemli bir birliktelik olmuştur. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ortak irade, Cumhuriyet tarihi boyunca kurulan birçok siyasi iş birliğinin ötesine geçmiş ve ülkenin kritik süreçlerinde önemli bir dayanışma örneği sergilemiştir.
Bu birliktelik, hem iç politikada hem de dış politikada Türkiye’nin elini güçlendirmiş; ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir konuma gelmesine katkı sağlamıştır. Savunma sanayiinde elde edilen başarılar bunun en somut örneklerinden biridir. Yerli ve milli savunma hamleleri kapsamında geliştirilen İHA ve SİHA’lar, Bayraktar TB2, TB3 ve Kızılelma projeleri Türkiye’nin teknolojik kabiliyetlerini dünyaya göstermiştir.
Bunun yanında ülkenin dört bir yanında yapılan havaalanları, şehir hastaneleri, spor kompleksleri, barajlar, tüneller, alt ve üst geçitler ile ulaşım altyapısına yapılan yatırımlar, vatandaşların yaşam kalitesine önemli katkılar sağlamıştır. Yerli otomobil TOGG da Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki iddiasını ortaya koyan önemli projelerden biri olmuştur.
Ancak bugün vatandaşın gündeminde ekonomi ilk sırada yer almaktadır. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve alım gücündeki düşüş, toplumun geniş kesimlerini zorlamaktadır. Bu sorunlar çözülmeden diğer başarıların vatandaş nezdindeki karşılığı istenilen düzeyde olmayacaktır.
Önümüzdeki seçim sürecine kadar ekonomi başta olmak üzere vatandaşın günlük hayatını etkileyen temel sorunlarda kalıcı çözümler üretilebilirse, Türkiye’nin önünde çok daha güçlü bir gelecek açılacaktır. Çünkü güçlü altyapı yatırımları, savunma sanayiindeki başarılar ve siyasi istikrar, ekonomik refahla desteklendiğinde Türkiye’nin yükselişini durdurmak çok daha zor olacaktır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey; milli birlik ruhunu koruyarak ekonomik sorunları çözmek, üretimi artırmak ve vatandaşın refah seviyesini yükseltmektir. Bu başarıldığında, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına dair inanç daha da pekişecektir.
Hüsnü Karabulut


