Bir Devrin Sonu, Kardeşliğin Yeni Başlangıcı;

Terörsüz Türkiye
Türkiye, uzun yıllardır özlemini duyduğu tarihi bir eşiği daha geride bıraktı.
Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zemini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamayla kabul edilerek yasalaştı. Düzenleme, 468 milletvekilinin kabul, 88 milletvekilinin ret ve 6 milletvekilinin çekimser oyuyla Meclis’ten geçti.
Bu yalnızca bir kanun oylaması değildir. Bu sonuç, yaklaşık yarım asırdır terörün, şiddetin, acının ve gözyaşının gölgesinde yaşayan bir ülke açısından çok daha büyük bir anlam taşımaktadır.
Geride kalan 45 yıl boyunca binlerce insanımız terör saldırılarında hayatını kaybetti. Askerimiz, polisimiz, öğretmenimiz, işçimiz, köylümüz, gençlerimiz ve çocuklarımız bu topraklarda terörün acısını yaşadı. Her şehit cenazesi bir ocağa ateş düşürdü; her saldırı toplumumuzun yüreğinde yeni bir yara açtı.
Şimdi ise önümüzde başka bir Türkiye ihtimali var.
Dinimiz, dilimiz, kökenimiz, cinsiyetimiz, siyasi görüşümüz veya ideolojik tercihimiz ne olursa olsun; aynı vatanın insanları olarak huzur içinde, kardeşçe ve güven içinde yaşayabileceğimiz bir Türkiye…
Asıl mesele de tam olarak budur.
Terörsüz Türkiye demek, sadece silahların susması demek değildir. Terörsüz Türkiye; çocuklarımızın korkmadan büyümesi, annelerin evlatlarını askere gönderirken endişe yaşamaması, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmaması, yatırımın ve üretimin güçlenmesi, Doğu’dan Batı’ya bütün Türkiye’nin aynı umutla geleceğe bakabilmesi demektir.
Bu nedenle bugün atılan adımın siyasi hesapların çok üzerinde bir anlam taşıması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü barışın ve huzurun kazananı bir parti değil, milletin tamamıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ortaya çıkan geniş mutabakat da bu açıdan önemlidir. Farklı siyasi düşüncelere sahip milletvekillerinin aynı mesele üzerinde sorumluluk alması, Türkiye’nin ortak geleceği açısından kıymetli bir gelişmedir.
Elbette bundan sonra daha zor ve daha önemli bir dönem başlayacaktır. Kanunların kabul edilmesi, tek başına bütün sorunların sona erdiği anlamına gelmez. Kalıcı huzurun sağlanması; hukuk, adalet, güvenlik, demokrasi ve toplumsal dayanışmanın birlikte güçlendirilmesine bağlıdır.
Terörün sona ermesi kadar, terörü doğuran şartların bir daha ortaya çıkmaması da önemlidir.
Türkiye’nin huzuru, sadece Türkiye’nin değil, çevresindeki ülkelerin de huzurudur. Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere bölge coğrafyasında yıllardır yaşanan çatışmalar düşünüldüğünde, Türkiye’nin terörsüz ve güçlü bir ülke haline gelmesi bütün bölge için yeni bir umut kapısı açabilir.
Bugün insanların bayram havasına girmesinin temelinde de bu umut vardır.
Çünkü insanımız artık ölüm haberleriyle değil, güzel haberlerle uyanmak istiyor.
Şehit haberleriyle değil, çocuklarının başarılarıyla gururlanmak istiyor.
Kavga ve ayrışmayla değil, kardeşlikle anılmak istiyor.
İşte Terörsüz Türkiye’nin gerçek anlamı burada yatıyor.
Bundan sonra hepimize düşen görev, bu tarihi fırsatı siyasi çekişmelerin üzerinde tutarak Türkiye’nin ortak geleceğine sahip çıkmaktır.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkesiyle; inananıyla, inanmayanıyla; farklı siyasi görüşlere sahip bütün vatandaşlarımızla aynı gökyüzünün altında, aynı bayrağın altında, aynı vatanın geleceğini birlikte inşa etmek…
Artık çocuklarımıza terörün acılarını değil, barışın ve kardeşliğin hikâyesini anlatmanın zamanı gelmiştir.
Dileğimiz odur ki bundan sonra Türkiye’de silahların değil, kalemlerin konuştuğu; ölümlerin değil, hayatların çoğaldığı; ayrışmanın değil, kardeşliğin güçlendiği bir dönem başlasın.
Çünkü bu ülkenin insanları artık yeterince acı çekti.
Şimdi sıra huzurda…
Şimdi sıra kardeşlikte…
Şimdi sıra Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etmekte.
Terörsüz Türkiye, hepimizin ortak umudu; barış içinde yaşayan Türkiye ise hepimizin ortak geleceği olsun..!!
Hüsnü Karabulut
Araştırmacı Yazar


